Kültürleşme Nedir? Kayseri’de Bir Akşamın Bana Öğrettikleri
Mity okuyucularına özel bu yazımızda “Kültürleşme nedir” hakkında pratik bilgiler sunuyoruz.
Bazı akşamlar insanın hayatında küçük bir iz bırakır. O an yaşanırken sıradan gibi görünür ama yıllar sonra dönüp baktığında, aslında kendini yeniden tanıdığın bir dönüm noktası olduğunu anlarsın. Benim için de böyle bir akşam, Kayseri’de eski bir mahallede başladı. O gün günlüğüme sadece birkaç cümle yazacağımı düşünmüştüm ama kalem elimden düşmedi. Çünkü ilk defa kültürleşmenin sadece kitaplarda anlatılan bir kavram olmadığını, insanın kalbinde ve hayatında yaşayan bir değişim olduğunu hissettim.
25 yaşındayım ve Kayseri’de yaşıyorum. Uzun zamandır günlük tutuyorum. Bazen bir gün içinde yaşadığım küçücük bir anı bile yazmadan uyuyamıyorum. Çünkü bazı duyguların unutulmasından korkuyorum. İnsan bazen bir bakışta, bir sohbette ya da hiç beklemediği bir karşılaşmada kendisiyle ilgili yeni şeyler öğreniyor.
O akşam da böyle oldu.
Yeni Bir İnsanla Tanışmanın Getirdiği Merak
Kayseri’de hayatım genellikle alıştığım düzen içinde ilerliyordu. Sabah işe gidiyor, akşam eve dönüyor, ailemle vakit geçiriyor ve geceleri odamda günlüğümle baş başa kalıyordum. Çocukluğumdan beri alıştığım yemekler, konuşmalar, gelenekler ve yaşam tarzı bana güven veriyordu.
Fakat bir gün mahallemize yeni taşınan bir aileyle tanıştım. Onlar bizim alıştığımız çevreden farklı bir yaşam hikâyesine sahipti. Farklı şehirlerden gelmişlerdi, farklı yemekler yapıyorlar, farklı bayram alışkanlıklarından bahsediyorlar ve bazı konulara bizimkinden biraz farklı bakıyorlardı.
İlk başta garip hissettim.
Bunu itiraf etmek benim için kolay değil ama o günlerde içimde küçük bir çekince vardı. İnsan bilmediği şeylere karşı bazen farkında olmadan mesafe koyabiliyor. Ben de onların bazı alışkanlıklarını anlamakta zorlandım. Hatta kendi kendime “Acaba neden böyle düşünüyorlar?” diye sorduğum zamanlar oldu.
Ama sonra fark ettim ki anlamak için önce dinlemek gerekiyor.
Bir akşam birlikte çay içerken uzun uzun sohbet ettik. Bana kendi yaşadıkları yerden, ailelerinden ve geçmişlerinden bahsettiler. Ben de Kayseri’de büyümenin bende bıraktığı izleri anlattım. Mantımızdan, misafir ağırlama kültürümüzden, aile bağlarımızdan ve çocukken duyduğum hikâyelerden söz ettim.
O gece eve dönerken içimde garip bir heyecan vardı. Çünkü ilk defa farklılıkların uzaklaştırıcı değil, birleştirici olabileceğini görmüştüm.
Kültürleşme Nedir? Hayatın İçinde Sessiz Bir Değişim
Kültürleşme nedir diye sorulduğunda çoğu kişinin aklına farklı toplumların birbirleriyle etkileşimi gelir. Aslında kültürleşme, farklı kültürlere sahip insanların karşılaşması sonucunda birbirlerinden etkilenmesi, bazı değerleri, alışkanlıkları ve düşünce biçimlerini öğrenmesi sürecidir.
Bu süreç tek taraflı değildir. Bir insan başka bir kültürden etkilenirken aynı zamanda kendi kültüründen de karşısındaki kişiye bir şeyler aktarır.
Ben bunu o akşam çok daha iyi anladım. Yeni tanıştığım insanlar bana farklı yemekleri, farklı gelenekleri ve farklı bakış açılarını gösterirken ben de onlara kendi şehrimin sıcaklığını anlatıyordum.
Kültürleşme aslında büyük olaylarla değil, çoğu zaman küçük anlarla gerçekleşiyor.
Bir sofrada paylaşılan yemek, farklı bir müzik dinlemek, başka birinin çocukluk anılarını dinlemek ya da hiç bilmediğin bir geleneği öğrenmek bile insanın dünyasını değiştirebiliyor.
Önyargılarımın Kırıldığı O Gece
O akşamdan önce kendimi açık fikirli biri olarak görürdüm. Fakat geriye dönüp baktığımda bazı küçük önyargılarım olduğunu fark ettim. Bunu fark etmek beni biraz utandırdı.
Çünkü insan bazen kendini iyi tanıdığını düşünürken içinde fark etmediği duvarlar taşıyabiliyor.
Günlüğüme şu cümleyi yazmıştım:
“Bugün başkasını tanırken aslında kendimde sakladığım bazı düşüncelerle karşılaştım.”
Bu cümle benim için çok önemliydi. Çünkü kültürleşmenin sadece başka insanları anlamak olmadığını, aynı zamanda kendini sorgulamak olduğunu öğrendim.
Başlarda yaşadığım küçük şaşkınlık yerini büyük bir meraka bıraktı. Daha fazla soru sormak, daha fazla dinlemek istedim. Bir insanın yetiştiği ortamın onun düşüncelerini nasıl şekillendirdiğini anlamaya başladım.
Bazen farklılıklar bizi korkutur. Çünkü alıştığımız düzenin dışına çıkmak kolay değildir. Fakat insan kendini biraz açtığında, dünyanın sadece kendi gördüğü pencereden ibaret olmadığını fark eder.
Kayseri’de Küçük Bir Sofrada Büyük Bir Ders
Aradan birkaç hafta geçtikten sonra onları kendi evimize davet ettik. Annem hazırlık yaparken evin içinde tatlı bir telaş vardı. Bizim için sıradan olan bazı şeylerin onlar için yeni olacağını düşünüyordum.
Sofraya oturduğumuzda herkes farklı bir hikâye anlatmaya başladı.
Annem çocukluğundan bahsetti. Onlar kendi memleketlerinden bir bayram anısını anlattı. Ben ise sessizce dinledim. O an masadaki herkesin farklı geçmişlerden geldiğini ama aynı duyguları taşıdığını fark ettim.
Hepimiz sevilmek, anlaşılmak ve ait olmak istiyorduk.
Bu düşünce beni çok etkiledi.
O gece büyük bir mutluluk hissettim. Çünkü insanları birbirinden ayıran şeylerin aslında sandığımız kadar güçlü olmadığını gördüm. Farklı yemekler yiyebilir, farklı kelimeler kullanabilir, farklı geleneklere sahip olabiliriz ama temel duygularımız çoğu zaman aynıdır.
Kültürleşmenin İnsan Üzerindeki Etkisi
Kültürleşme insanın sadece dış dünyasını değil, iç dünyasını da değiştirir. Yeni şeyler öğrenen insan daha anlayışlı, daha sabırlı ve daha geniş bir bakış açısına sahip olabilir.
Ben kendi hayatımda bunu çok net gördüm.
Eskiden farklı olan şeylere biraz daha temkinli yaklaşırdım. Şimdi ise önce anlamaya çalışıyorum. Çünkü artık biliyorum ki bir davranışın arkasında mutlaka bir hikâye vardır.
Bir insanın konuşma şekli, yemek alışkanlığı veya yaşam tarzı sadece bir tercih değildir. Bunların arkasında ailesi, çocukluğu, yaşadığı şehir ve deneyimleri vardır.
Bunu anlamak bana büyük bir huzur verdi.
Çünkü artık farklılıkları bir tehdit gibi değil, hayatın zenginliği gibi görüyorum.
Günlüğümde Kalan En Değerli Cümle
O günden sonra günlüklerimde kültürleşme hakkında birçok şey yazdım. Fakat en çok sevdiğim cümle hâlâ aynı:
“İnsan, başka hayatlara dokundukça kendi hayatının sınırlarını genişletir.”
Bu cümle bana çok şey anlatıyor.
Çünkü gerçekten de insan sadece kendi bildikleriyle büyümüyor. Başkalarının hikâyelerini dinleyerek, farklı yaşamları tanıyarak ve yeni deneyimlere açık olarak gelişiyor.
Kültürleşme bana değişmekten korkmamayı öğretti. Kendi kültürümü kaybetmeden başka kültürleri anlayabileceğimi gösterdi.
Bir insan başka bir kültürle karşılaştığında kendi değerlerini bırakmak zorunda değildir. Tam tersine, bazen başka dünyaları tanıdıkça kendi köklerini daha iyi fark eder.
Okuyucularımıza “Kültürleşme nedir” konusunda faydalı bilgiler sunmaya çalıştık. Mity ekibi olarak bizi okumaya devam edin!
Umutla Baktığım Yeni Karşılaşmalar
Bugün hâlâ Kayseri’de aynı sokaklardan geçiyorum. Aynı dükkânların önünden yürüyor, aynı mahallede insanlarla selamlaşıyorum. Fakat artık çevreme daha farklı bakıyorum.
Her insanın içinde anlatılmayı bekleyen bir hikâye olduğunu düşünüyorum.
Belki yanımdan geçen biri bambaşka bir şehirde büyüdü. Belki benim hiç bilmediğim gelenekleri var. Belki benim hayatımdan tamamen farklı bir hayat yaşadı.
Ama bir sohbetle iki insanın dünyası birbirine yaklaşabilir.
Bazen hayatımızı değiştiren şey büyük yolculuklar değildir. Bazen sadece bir fincan çay eşliğinde yapılan samimi bir konuşmadır.
Ben kültürleşmeyi böyle öğrendim.
Bir kitap tanımıyla değil, bir akşam sohbetiyle, bir sofrayla ve insanların birbirine açtığı kalplerle…
O yüzden bugün biri bana “Kültürleşme nedir?” diye sorsa, sadece farklı kültürlerin etkileşimi olduğunu söylemem. Ona kendi yaşadığım o akşamı anlatırım.
Çünkü bazı kavramlar okuyarak değil, yaşayarak anlaşılır.
Ve bazı karşılaşmalar insanın hayatına sessizce girer ama iç dünyasında büyük değişimler bırakır.